Kenan Özcan Tasarım Stüdyosu

Kenan Özcan Tasarım Stüdyosu; 1999’da DK Tasarım adıyla kurulan, iç mekân tasarımı üzerine uzmanlaşmış bir multi disipliner tasarım stüdyosu. Stüdyonun çalışmaları iç mekân tasarımından mobilya tasarımına, mimariye, restorasyona,  dekorasyona, endüstriyel ürünlere ve bunun gibi tüm tasarı alanlarına kadar çeşitlilik gösterebiliyor.

Özellikle kamusal mekânlarda, yeni malzeme ve dokuları bilindik mimari arketiplere ve üsluplara referans vererek kullanan ve böylece geleneksel estetik anlayışımız ile modern teknoloji arasında bir denge kurarak tasarımda ince bir harmoni yakalamayı hedefleyen stüdyonun kurucusu Kenan Özcan ile yaptığımız söyleşiyi sunuyoruz sizlere.

kenan

Mimarlık serüveni sizin için nasıl başladı?

İlkokul öncesi çocukluk yıllarımda binalara ve inşaatlara olan merakım bu serüvenin başlangıcı sayılabilir. Devam eden gençlik yılları ile başlayan dönemde ise mimar ağabeyimin çalışmalarına eşlik etmem ve yardımcı olmam; bunun akabinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi’ne girişim; sonrasında da öğrencilik yıllarımda büyük bir hoca olarak gördüğüm Behruz Çinici ofisindeki dönemim, bu tutkunun önemli noktaları olarak söylenebilir.

Türkiye’de mimarlığın gelişimini ve bugün geldiği noktayı nasıl değerlendirirsiniz? Gündemin şekillendirdiği mimarlık eğilimleri neler?

Cevaplaması çok uzun bir soru olmuş. Kısaca bu soruyu iki bölümde cevaplamak istiyorum. İlk bölüm kuşkusuz cumhuriyete kadar olan mimari serüvenimizdir. Bu süreç Anadolu’da uzun bir dönemi anlatır. Cumhuriyetimiz ile başlayan ve bugün gelinen nokta ise zaman dilimi olarak çok daha kısa bir süreci kapsar. Cumhuriyet sonrası dönemi Türk mimarisi, ne yazık ki, bugün geldiği nokta itibarıyla, yani son dönemlerinde, daha ziyade referansını dünya mimarlığından alan yapılar üretmektedir. Eklektik dediğimiz, geçmiş kalıpları ve özlemleri yansıtan örnekler de ağırlıklı olarak bu dönemde icra edilmiştir ve edilmektedir. Ancak olması gereken, referansını bu topraklardan alan, çağdaş, özgün bir mimarinin örnekleri son derece kısıtlıdır. Bu özgün örneklerin yapımına, cumhuriyetin ilk yılları ile birlikte başlanmış; ancak daha sonraki yıllarda sayıları gitgide azalmıştır. Günümüze gelindiğinde artık bir elin parmakları kadar kalmıştır. Gündem sorusuna gelirsek; genellikle siyasi iklim Türkiye’de gündemi belirlemektedir, Çamlıca Caminde olduğu gibi. Oysaki mimarlık bir sanat olarak kendi gündemini yaratmalıdır, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi.

Mimari çizginizi, işlerinizi tanımlayan en iyi sözcükler/cümle ne?

Yeni malzeme ve dokuları bilindik mimari arketiplere ve üsluplara referans vererek kullanmak suretiyle, geleneksel estetik anlayışımız ile modern teknoloji arasında bir denge kurarak tasarımda ince bir harmoni yakalamayı hedeflerim.

proje2

Şu an üzerinde çalıştığınız proje/projeler ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Daha ziyade yalı, villa, ofis tasarımları üzerine hem proje aşamasında hem de şantiye aşamasında olan çeşitli projeler yürütmekteyiz.

Projelerinizde yüzey tasarımında ne tür malzemeleri kullanmayı tercih ediyorsunuz?

Her projenin bir senaryosu ve hikâyesi vardır. İşin başında yazılan bu senaryodaki rol dağılımına göre her proje için projenin ihtiyacı olan yüzeylerin tasarımı gerçekleştirilir. Bu doğrultuda vermek istediği ifade açısından uygun renk ve dokuyu yansıtacak malzeme seçimi yapılır; dolayısıyla malzeme seçimi projeye göre oldukça çeşitlilik gösterebilir.

proje3

Gezip gördüğünüz yerler içerisinde sizi yüzey tasarımıyla en çok etkileyen mekan hangisi oldu?

Bu soruya bir mekândan ziyade bir isimle cevap vermek isterim. Antoni Gaudi’nin tüm mekânlarındaki gerek iç gerekse dış yüzeyler fazlasıyla etkileyicidir. Ancak özellikle taş ve tuğlanın, betonarme gibi hamurdan bir heykele dönüşmesi ve taşıyıcı bir fonksiyonla da iskelet halinde seyri beni her zaman etkiler.

Duvarda kullanılan malzemelerin mekânın bütününe nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Buna mekânın tarifi ile cevap vermek isterim. Mekân; mimari boşluktur. Mimari boşluk sonsuz boyutludur. Mekân; mimarinin özgül karakterini temsil eder, mimarinin ayırıcı bir niteliğidir. Mimari ise boşluğu tasarlamakla başlar. Bu boşluğu sınırlandıran tavan, duvar gibi yüzeyler aynı zamanda mimariyi ve mekânı oluşturmakla kalmaz, oluşan hacmin karakterini de şekillendirir.

Projelerinizde mimarlığa bakış açınızla müşterilerinizin kişisel ihtiyaçlarını, taleplerini ve yaşam biçimlerini nasıl bir araya getiriyorsunuz?

Genellikle müşterilerimiz, mimariye bakış açımızı bilerek ve düşüncelerimizi onaylayarak geliyorlar. Bu sebeple talep ve yaşam biçimlerinin bakış açımızla birleştirilmesi konusunda bir sıkıntı yaşadığım söylenemez.

Mimarlık dışında da kendinizi çok iyi ifade ettiğinizi düşündüğünüz ilgi alanlarınız var mı?

Moda tasarımı ve antika…

Küresel çerçevede yaşanan sorunlar ve değişimler (mülteci sorunu, küresel ısınma, yeni teknolojiler, vb.) ekseninde mimarlığın nasıl bir evrim geçireceğini tahmin ediyorsunuz?

Mimarlık; ilk varoluştan beri, insanların barınmak için taş üstüne taş koymasından itibaren evrim geçirmektedir, hiç durmamıştır. Mimarinin tarifini yaparsak; mimari, içinde yaşanılan toplumun olanakları ve gereksinimleri doğrultusunda duygusal olarak da o toplumu etkileyerek barındırabilecek mekân düzenlemeleridir. Bu tarifin özüne bakacak olursak mimari değişimin, insanlığın yaşadığı ve yaşayacağı sorunlara cevap olabilecek ihtiyaçları doğrultusunda olacağını tahmin ediyorum.

proje1

Kenan Özcan Tasarım Stüdyosu
http://kenanozcan.com/
Fulya Mah. Yeşilçimen Sok. No:12/413 PK:34394 Şişli – İstanbul
+90 212 266 74 13 | info@kenanozcan.com


E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

INSTAGRAM
ARTSTONE