Bakırküre Architects

WALL-TALK’ta bu ay Bakırküre Architects’in kurucusu Gürhan Bakırküre’yi ağırladık. Gündemin şekillendirdiği mimari kararların geleceği belirleyeceğini belirten Gürhan Bey bizimle kendi perspektifinden mimarlık hikayesini paylaştı. Artstone ürünlerini; doğayı anımsatan tasarımı, hem mukavemeti hem de ham maddesiyle ürün kalitesini çok beğendiklerini belirten Gürhan Bakırküre’ye bu değerli paylaşım için teşekkür ediyor, siz dressyourwall okuyucularını röportajımızla baş başa bırakıyoruz,

 

Mimarlık serüveni sizin için nasıl başladı?
Baba mesleği olan inşaatçılık, binalara, mimariye, dokulara, mekânlara olan ilgimin çocukluğumdan başlayarak gelişmesinde büyük rol oynadı. Her zaman çevremde gördüklerimi kütlesel bağlamda anlamlandırmaya, çeşitli bağlamlar kurmaya çalışıyordum. Mimarlık, başından sonuna kadar kuvvetli bir gözlem niteliği gerektirir. İtalyan Lisesi’ne başladığım yıl İtalyan hocalarımızın verdiği teknik resim derslerinden aldığım haz ve gösterdiğim başarı, hocamın yapmış olduğu olumlu yönlendirme beni bu yola girmek adına daha da heyecanlandırdı. Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nü kazandığım sene bu yolculuk tam anlamıyla başladı. Ulusal, Rusya, Yunanistan, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve İtalya gibi ülkelerdeki uluslararası projeler, çeşitli mimari proje yarışmalarından aldığım ödüller ile sergileme fırsatı bulduğum işler, uzun soluklu bir şekilde devam ettikten sonra son yıllarda yoğun iş temposundan ötürü ne yazık ki ara vermek zorunda kaldığım akademisyenlik kimliğim, mimari proje yarışmalarında yapmış olduğum jüri üyelikleri benim için profesyonel hayatımda ve kendimi tekrar etmeden sürekli bir gelişim içinde olmam adına büyük adımlar oldu.

Türkiye’de mimarlığın gelişimini ve bugün geldiği noktayı nasıl değerlendirirsiniz? Gündemin şekillendirdiği mimarlık eğilimleri neler?
1920-50’ler arası modern mimarinin doğuşu, 1950-70’ler arası modern mimari dönemi; bu süreç içerisinde tek sesli bir dünya vardı. 70’lerden sonra post modern yani modern sonrası dönem başladı ve biraz çeşitlilik oluştu. Fakat özellikle 2000’lerden sonra çok çoğulcu bir ortam oluştu. Bu çoğulcu ortam içerisinde her mimarın çizgisi birbirinden farklı, o yüzden bugün birbirinin tekrarı olmayan farklı işler ortaya koyuluyor.

Bu eğilimlerin hepsi artık çevre dostu bir anlayışla, teknoloji ile entegre bir biçimde şekilleniyor. Artık daha yeşil, daha sürdürülebilir akıllı binalar, yapılar parmağınızın ucu ile kontrol ediliyor. Anlayış da, eylemler de, atılan adımlar da geleceği daha iyi yönetebilmek adına planlanıyor. Gündemin şekillendirdiği mimari kararlar geleceği belirleyecek.

British American Tobacco / Photo Credit: Gürkan Akay

British American Tobacco / Photo Credit: Gürkan Akay

 

British American Tobacco / Photo Credit: Gürkan Akay

British American Tobacco / Photo Credit: Gürkan Akay

 

Mimari çizginizi, işlerinizi tanımlayan en iyi sözcükler/cümle ne?
Kalemimizin dokunduğu her noktayı çağın sunduğu olanaklarla, “çağdaş” ve “kullanıcı dostu” bir anlayışla tasarlamak gibi bir gayemiz her projemizde var. Bir tasarımın tam da terzi işi gibi kullanıcısı ile birlikte gelişmesi gerektiğine inanıyoruz. Şeffaf olduğu kadar doğal, verimli olduğu kadar mutlu alanlar yaratmak bizim için çok önemli.  “Sürdürülebilir” bir anlayışı yansıtmak da öyle…

Şu an üzerinde çalıştığınız proje/projeler ile ilgili bilgi verebilir misiniz?
Şu an aktif olarak devam eden beş şantiyemiz bulunmakta. Tosyalı Holding için Cezayir’de tasarladığımız ve uygulamasını neredeyse bitirmek üzere olduğumuz bir Yönetim Binası, bir cami ve sosyal alan, spor alanları ve yerleşkeleri içeren Lojman Binası projelerimiz var. Şu an uygulaması devam etmekte olan Maslak 1453’te toplam 32.000 m² proje alanında “design & built” olarak ilerlediğimiz 27 katlı Yıldırım Holding Genel Müdürlüğü projemiz ajandamızda. Yine Koç Finans’ın Ünalan’ da yer alan Koç Holding Çamlıca İş Merkezi’ndeki Koçfinans Genel Müdürlüğü’nün tasarımı ve uygulaması, bizim imzamızla hayata geçmekte olan diğer işlerden. Vadi İstanbul’ da 9.000 m² tasarımını yaptığımız ve uygulamasına başlayacak olduğumuz Kale Kilit Genel Müdürlüğü, 22.000 m² proje alanında tasarım, projelendirme ve uygulama kapsamında bir Bakırküre projesi olan Socar Türkiye Genel Müdürlüğü projelerimiz var. Öte yandan da birçok önemli markanın genel müdürlüğü, konut ve bir üniversite projesi de gündemimizde…

Deloitte Türkiye Genel Müdürlüğü Photo Credit: Gürkan Akay

Deloitte Türkiye Genel Müdürlüğü Photo Credit: Gürkan Akay

Projelerinizde yüzey tasarımında ne tür malzemeleri kullanmayı tercih ediyorsunuz?
Şeffaflık ve doğallık sunan her malzeme bizim tasarım dilimizi konuşuyor, projelerimizde yer alıyor. Hem mimari hem de iç mimari çözümlerde ahşabın doğal dokusu, betonun brüt kimliği, doğal taşın sadeliği tasarladığımız her mekânda var oluyor. Çünkü bu malzemeler çok daha uzun ömürlü oluyor, hem de doğaya verilen zararı minimize etmiş oluyorsunuz. Doğa herkesin zannettiğinden çok daha kıymetli…

Gezip gördüğünüz yerler içerisinde sizi yüzey tasarımıyla en çok etkileyen mekân hangisi oldu?
Klişe yerlerden başlayayım; Roma. Hemen ardından da Barselona, her mimarın gerek yüzey tasarımıyla, gerek tarihi dokusuyla muhakkak görmesi gereken yerlerden biri kesinlikle. Ondan sonra çok çeşitli yerlerden bahsedebilirim. Güney Afrika’dan tutun, Küba’ya kadar pek çok yerin besleyici, enteresan dokuları olduğunu söyleyebilirim. Prag mesela maket gibi bir şehir. Dünyada pek çok yer ayrı bir değere sahip ama bunlardan başlanabilir.

Şişecam Genel Merkezi Photo Credit: Gürkan Akay

Şişecam Genel Merkezi Photo Credit: Gürkan Akay

 

Şişecam Genel Merkezi Photo Credit: Gürkan Akay

Şişecam Genel Merkezi Photo Credit: Gürkan Akay

 

Duvarda kullanılan malzemelerin mekânın bütününe nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?
Özellikle üçüncü boyutta gözün en çok algıladığı yüzey duvarlar… Mekânı belirleyen en önemli öge, duvar ögesi. Burada da kullanılan malzeme aslında mekânın ana karakterini belirlediği için oldukça önemli…

Projelerinizde mimarlığa bakış açınızla müşterilerinizin kişisel ihtiyaçlarını, taleplerini ve yaşam biçimlerini nasıl bir araya getiriyorsunuz?
Yaptığımız işte müşteriyi mutlu etmek en büyük hedefimiz. Müşteri tabii ki fikrini söylüyor, müşterinin fikrini her zaman alıyoruz. Hatta işlerimizin pek çoğunda müşteriyle, çalışanlarla beraber atölye çalışmaları düzenliyoruz. Pek çok önemli veriyi bu workshoplardan elde etmiş oluyoruz. Bir mekânın handikaplarını en iyi o mekânı deneyimleyenlerin değerlendirebileceği kanaatindeyim. Ne istiyorlar, ihtiyaçları neler, mevcut alanlarına dair nelerden memnun oldukları, neleri değiştirmek istedikleri, neleri yeni tasarımda görmek istediklerine dair bilgileri topluyoruz, sonra da kendi tasarım anlayışımız ışığında bunları projelendiriyoruz. Hizmet sektöründeyiz ve bizim için müşterinin mutlu olması esas. Dolayısıyla kişilerin yaşadığı mekândan haz alması bizim için en büyük kriter. Bunu sağlamak için, süreç içerisinde ihtiyaç duyulabilecek tüm danışmanları bir araya getirerek ve analizler yaparak bir yol haritası çiziyoruz.

Küresel çerçevede yaşanan sorunlar ve değişimler (mülteci sorunu, küresel ısınma, yeni teknolojiler, vb.) ekseninde mimarlığın nasıl bir evrim geçireceğini tahmin ediyorsunuz?
Teknoloji her alanda olduğu gibi mimari alanda da yeni çözümler üretmek için büyük bir aracı olmaktadır. Her geçen gün, inovatif çözümleri destekleyecek yeni ürünler mimarlık alanında kullanılmak üzere bizlerle buluşuyor. Tasarım yaparken yaratmak istediğimiz formu hayata geçirmek için teknoloji sayesinde geliştirilmekte olan birçok yeni ürün ve malzemeyi takip ediyoruz. Bu da bizleri projelerimizi ortaya koyarken daha özgür kılıyor. Teknolojinin getirdiği olanakları mimari, iç mimari çözümlerimizde yoğunlukla değerlendiriyoruz. Zaman içerisinde gelişecek her yeni tasarım bizi tasarımlarımızda daha özgür kılacak, çok daha özgün ürünler ortaya koyabileceğiz.

Küresel ve yerel çerçevede şu anki en önemli sorunlardan biri bence kesinlikle kentsel dönüşüm. Ancak şu an gündemde ve uygulamada olan kentsel dönüşüm tam anlamıyla doğru olarak işlemiyor. Gönül ister ki tüm binalar, yalnızca mimari bir tasarım ve planlama çerçevesinde değil aynı zamanda şehrin tüm kurgusunu oluşturan master planlar ve bunun alt ölçekleri olan kentsel planlamalar ile oluşturulsun. Çünkü mimar imzası bulunmadan kaçak olarak üretilen bütün yapılar handikapları ile birlikte üretiliyor. Eğer bu kontrolsüz değişim bu şekilde ilerlemeye devam ederse önümüzdeki kuşakların çözümlemesi gereken daha ciddi boyutlarda sorunlar oluşacak.

 

Şişecam Genel Merkezi Photo Credit: Gürkan Akay

Şişecam Genel Merkezi Photo Credit: Gürkan Akay

 

Mimarlık dışında da kendinizi çok iyi ifade ettiğinizi düşündüğünüz ilgi alanlarınız var mı?
Müziği çok seviyorum, mimarlığı da müzikle çok bağdaştırıyorum aslında. Barok dönemi, rokoko dönemi, gotik, klasik dönem vs. Hakikaten titreşimlere bakarsanız mimarlıkla müzik arasında eşdeğer unsurlar görürsünüz. Bateri çalıyorum, DJ’lik yapıyorum. Son zamanlarda elektronik müzik hobilerim arasında. Müzik, vazgeçilmez merakım. Her ne kadar bu aralar çok yoğun uğraşamıyor olsam da, en büyük hobim. İkincisi ise spor. Sekiz yaşından beri kayak yapıyorum. Tekvando kara kuşak sahibiyim.

Artstone ürünlerini projelerinizde kullanıyor musunuz? Bu ürünlerle ilgili yorumlarınızı alabilir miyiz?
Arçelik’ in çağdaş ve vizyoner bakış açısı ile Sütlüce’ den Ankara’ ya Eskişehir’ den Bolu’ ya kadar tüm ülke genelindeki işletmeleri için oluşturduğumuz yeni konseptte, Kale Kilit Genel Müdürlüğü’nde, Lila Kâğıt Genel Müdürlüğü’nde Artstone ürünlerini kullanıyoruz… Doğalın, yeşilin öneminden bahsettik… Bu mottomuzu yansıtan, bize doğayı anımsatan hem mukavemeti hem hammaddesiyle ürün kalitesini çok beğendiğimiz ürünler. Kendi tasarımımızı uygulama ayağında da genellikle yer aldığımızdan da uygulama kolaylığı açısından Artstone ürünleri büyük avantaj sağlıyor.

 

Bakırküre Mimarlık:
Cevdetpaşa Cad. Akgöl Apt. No. 5/1
Bebek 34342
İstanbul / Türkiye
T +90 212 257 83 80
F +90 212 257 83 77
Email: [email protected]

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

INSTAGRAM
ARTSTONE